| 個人檔案MOGA相片部落格清單 | 說明 |
|
15 January RENK NEDİR
RENK NEDİR?
Bir kaynaktan yayımlanan ya da doğrudan, ya da kendisi ışık kaynağı olmayan bir cisimle etkileştikten sonra algılanan bir ışığın göz üzerindeki izleniminden kaynaklanan duyuma renk denir. Elektromanyetik enerji dalgalarından biri olan ışık , rengin kaynağıdır. Bu bakımdan renk ,fizik biliminin bir dalı olmakla birlikte,görsel algının özelliğinden Ötürü, yalnızca nesnel bir olgu olarak anlaşılmaz. Bunun içindir ki renk insanda uyandırdığı sonsuz etkilerden ve içerdiği anlam gizilgücünden dolayı görsel sanatların en önemli biçimsel öğesi olmuştur. Tarih boyunca görsel sanatların bütün dallarında bezeme, benzetme ve anlatım amacıyla kullanılan renk, hiçbir zaman vazgeçilemiyecek bir öğedir. Renk kullanımındaki teknikler özellikle izlenimcilikte bilimsel bulgulara dayanmıştır. 20.yy da endüstri boyalarının, baskı, grafik ve fotoğraf tekniklerinin giderek önem kazanmasısanat eğitiminde renk kuramlarının ve rengin fiziksel özeliklerinin öğretimine yol açmıştır. 20. yy başlarında renk üzerinde sanatçıya ve genel okura yönelik birçok kitap yayınlanmış, bunlar dışında ressamlardan KANDİNSKY’ nin ″SANATTA TİNSELLİK ÜZERİNE″ ve ″TİNSEL ARMONİ SANATI″, BAUHAUS’ta hocalık yapan JOHANNES ITTEN’in″RENK SANATI″ ve ALBERS’ in ″RENGİN İLİŞKİLERİ ″ adlı kitapları etkili olmuştur. Eski çağlarda PYTHAGORAS, PLATON, ARİSTOTALES ve PLİNİUS gibi yazarlar rengin doğası üzerinde tartışmışlar ve temel renklerin toprak, ateş, hava, su gibi temel ögelerin biçimleri oldugunu ileri sürmüşlerdir. Rönesans’ta LEONARDO DA VINCI aynı görüşü savunarak, sarının toprağa, yeşilin suya, mavinin havaya, kırmızının ateşe ve siyahın karanlığa ait olduğunu yazmıştır.
Renklerin sistematik olarak sınıflandırılması ancak 1666’da ISAAC NEWTON’un ilk renk çenberiyle başlar. NEWTON tüm renklerin beyaz ışık içinde atom ışınları olarak içerildiğini öne sürmüş, yedi temel rengi yedi gezegene ve müzikteki yedi notaya bağlamıştır. NEWTON’a göre temel renkler kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, indigo (çivit) ve mordu. Her ne kadar NEWTON’un renk kuramı sonraki bilimsel buluşlardan farklılık göstermişsede, renkler ve sesler arasında gördüğü ilişki KANDİNSKY’nin ve soyut sanatçıların 20. yy’da duyular arasındaki ilişkilerle ilgili sinestezi (duyum ikiliği) kuramlarını çağrıştırması açısından ilginçtir. 18. yy’ dan başlayarak renk kuramları bugünkü anlayışa yakınlaşmıştır. 1731’de J.C LE BLON, boya maddesi (pigment) kırmızı, sarı ve mavinin temel renkler olduğunu bulmuştur. LE BLON’un 1756’ da yayımladığı renk konusundaki tezi bugünkü üç temel renk kuramının kaynağıdır. 1766’da MORRİS HARRİS adlı bir ingiliz tüm renkleri içeren ilk dairesel şemayı NATURAL SYSTEN OF COLOURS (Renklerin Doğal Sistemi) adlı kitabında yayımlamıştır.Üç temel renk kuramı 18.yy’da yaygın olarak kabul edilmiş, birçok bilim adamı, sanatçı ve düşünür tarafından tartışılmıştır. Bunlardan ressam PHİLİPPE OTTO RUNGE ve şair JOHANN WOLFGANG VON GOETHE’ise yanlızca mavi ve sarıyı temel renkler olarak kabul etmişlerdir. 1810’da GOETHE bir renk dairesi ve üçgeni oluşturmuş, RUNGE’ise tüm renk, ton ,pastel ve gölgelerin birarada düzenli bir biçimde yer aldığı ilk renk küresini tasarlamıştır. Fransa’da kimyacı MİCHEL-EUGENE CHEVREUL’un 1839’ da ortaya attığı, temel renge dayanan kuramıysa izlenimcilik ve yen izlenimcilik üzerinde çok etkili olmuştur. Renk kuramlarındaki farklılıklar rengin, boya maddesi, ışık niteliği ya da insan algısı olarak mı incelendiğine bağlıdır. Örneğin, renge bir ışık olgusu olarak yaklaşan fizikçiler ışığın üç temel rengi olan kırmızı, yeşil, ve mavi kuramını benimsemişlerdir. İlk kez 1790’da ortaya atılmış HERMANN VON HELMHOLTZ tarafından tartışılmış ve ALBERT H. MUNSELL tarafından 1898’de tasarlanan renk şemalarıyla geliştirilmiştir. Renge görsel algı olarak yaklaşan araştırmacılarsa temel olarak algılanan renklerin kırmızı, sarı, yeşil, mavi olduğunu öne sürmüşlerdir. Renkler çözümlendiğinde renklerin ″özü″ yani sarı, yada mavi olduğu ″tonu″ parlaklığı, açıklığı, koyuluğu, ″renk değeri″ yani yoğunluğu, arılığı ve gücü, belirir. Buna göre renkler birbirinden sarı, mavi, yeşil, gibi öz nitelikleri açısından, ne kadar parlak yada koyu oldukları açısından yada ne kadar saf ve yoğun oldukları açısından ayrılabilir. Örneğin, aynı açıklıkta yani aynı tonda iki kırmızıdan bir saf olabilirken, öbürü daha karışık, griye daha yakın olabilir. Renkler aynı zamanda sıcak ve soğuk renkler olarak da sınıflandırılır. Sarı, kırmızı, turuncu sıcak olarak algılanırken mavi, yeşil, mor soğuk olarak algılanır. İnsan gözü soğuk renklerde daha az ayırım yapabildiğinden, görebildiği sıcak renk sayısı daha fazladır. Renkler ayrıca temel ya da birincil, ikincil ve üçüncül renkler olarak sınıflandırılır. Geliştirilmiş bir renk dairesinde bu üç renk sınıfı görülebileceği gibi, daha da geliştirilmiş bir renk küresinde her rengin açığı, pasteli, siyaha yaklaşan koyu tonları ya da gölgesi görülebilir. Böyle bir renk küresinde orta çizgide birincil ve ikincil renkler, merkeze doğru üçüncü renkler, merkezde gri, bir kutupta beyaz diğer kutupta siyah vardır. Renk dairesinin çenberinde birincil renkler olan üç ana renk ve onların karışımından oluşan üç ikincil renk yer alır. Bu renkler arasında bitişik ya da karşılıklı kurulacak ilişkiler yani mor-sarı, yeşil- kırmızı, turuncu- mavi, renkler arasındaki karşıtları yada uyumları belirtir. Renk çenberinde tam karşılıklı gelen renklere bütünleyici renkler denir.Bu renklerden biri kırmızı renk gibi ana renkse, öbürü mutlaka ikincil bir renktir, yani iki rengin karışımıdır. Böylece iki bütünleyici renk üç ana renkten meydana gelir. Renk dairesinde ortaya doğru gidildiğinde griye yaklaşılır. Karşılıklı renklerin boya maddesi olarak karışımı griyle sonuçlanır, yani renksizlik, nötrlük yaratır. Renkler ışık olarak yorumlandığında renk karışımları beyaz ışıkla sonuçlanır. Fizikçilere göre tam renksizlik beyaz ışıktır. Bütünleyici renkler aynı tondan oldukları zaman , yan yana geldiklerinde titreşim yaratırlar, çünkü birbirlerinin çıkmak isterler.(yeşil- kırmızı). Mor ve sarıda aynı şey olmaz, ama morun rengi sarı gibi açıldığında aynı titreşimle karşılanır. İki rengin uyum armoni yaratması için aralarında ortak bir renk bulunması gerekir. Örneğin, yeşil ve sarıda olduğu gibi, buna bitişik renkler armonisi denir. Ayrıca karşıt renkler arasında bütünleyicilik ilkesine uygun bir armoni vardır. Renklerin uzaklık yakınlık yanılsaması uyandırdığı görülür. Buna göre kırmızı yada sarı maviye göre daha önde gelen renklerdir. Soğuk renklerin daha uzak, sıcak renklerin daha yakın gürüldükleri söylenebilir. Renkler, yaş kuru, yanık, havai, ağır gibi niteliklerde gösterirler. Mavinin bazı tonları yaş gibi görünürken kahve rengi yanık, turuncu kuru, acık maviler havai görünürler. Bu da renklerin doğal olgulara çağrışım yaptığını kanıtlamaktadır. Resim dilinde siyah ve beyaz renksiz öğelerdir. Bu türden boyalara ve karışımlara “akromatik”, tek renk yada tonlarında n oluşan birleşimeyse “monokromatik” denir. Tarih boyunca resim sanatında renk uygulaması çeşitli nedenlere bağlı olarak farklılık göstermiştir. Bunlar , mevcut boya maddeleri, kültürel tercihler sanatçının ruhsal ve anlatımsal özellikleri olabilir. Örneğin, İran minyatürlerinde mor, yeşil, penbe gibi ikincil renkler yeğlenirken l6.yy. Osmanlı minyatürleri daha çok temel renkleri kullanma eğilimi göstermişlerdir. Bir sanatçının yaşadığı çevrenin ışık ve renklerin karakteri de paletini etkilemiştir. Floransalı sanatçılar renkleri geçirgen olmayan yüzeyler olarak kullanırlarken Venedikli ressamlar atmosferik renk etkilerine, ışık oyunlarına yönelmişlerdir. Renklerin etkisi ve nitelikleri aynı zamanda boya türlerine yada uygulandıkları yüzeylere bağlıdır. Kireç üzerine yapılan fresk daha mat bir etki verirken, yağlı boya pırıltılı ve derin bir etki yapar. Sulu boya ise saydamlığından ötürü derinlik duygusu verir. Taş baskı’larda gerek kağıt gerek boya türü mat bir etki yaratır. Endüstri boyaları, akrilik gibi plastik boyalar, lake boya, süt özünden yapılan kazein ya da karışımında yumurta sarısı bulunan tempera gibi bütün boya türlerinde renk etkisi vardır. Boyaların ayrıca hangi kalınlıkta kullanıldıkları veastar olarak hangi renklerin sürüldüğü, sonucu etkiler. Venedikli ressamlar koyu renkleri astar olarak kullandıktan sonra üstüne kat kat saydam sırlar geçmişler önce çıkmasını istediklerini kalın, geçirgen olmıyan bir katla ve bir boya hamuruyla boyamışlar, son kat olarak beyaz sürmüşlerdir. Velasquez kahverengi, kırmızı ve gri fonlar üzerine renk sürmüştür. Resmin en büyük teknisyen ve ustalarından Rubens’in yöntemine göre parlak ve saydam bir yüzey elde edilerek, daha önceki tekniklerde olanaklı olmayan ışık-gölge karşıtlıkları yaratılmıştır. Bu yöntem yıllar boyu akademik resmin temel tekniğini oluşturmuştur. Eski Mısır ve Yunan’da renge gizemli ve simgesel bir olgu olarak yaklaşılmıştır. Eski ressamlar boyalarını genellikle yerleşmiş kurallara göre karıştırmışlar, özel deneylere yanaşmamışlardır. Rengin kimyası hakkındaki bilgilerin kısıtlığı da bunda rol oynamıştır. Rönesans’taysa yen araçların, karıştırıcıların ve renklerin ortaya çıkması sanatçıyı daha bağımsız kılmıştır. Özellikle geç l6 yy’da Maniyerizm döneminde ikincil renkler ve pastellerle kurulan gizemli uyumlar ilginçtir. Roma’da son yıllarda temizlenen Sistina şapeli tavanı Michelangelo’nun da yalnızca bir biçimci olmayıp renk açısından da Maniyerizm’in öncüsü olduğunu ortaya koymuştur. l8 yy boyunca resim sanatında büyük yenilikler görülmediği gibi, renkler konusunda da yeni uygulamalar yapılmamıştır. 19. yy’a doğruysa, bilimsel buluşlar rengin gene yen kuramlar kazanmasına ve çeşitlerin zenginleşmesine yol açmıştır. Fransız ressam Boucher, sonradan Cezanne ve Gauguin’in kullanacağı çarpıcı renkleri ilk kez kullanan sanatçılardır. 19.yy’da Le Blon’un renk kuramları sanatçıları ilgilendirmeye başlamış, özellikle romantik ressamlar birlikte, yen kuramların ışığında renk daha serbest kullanılır olmuştur. Örneğin, Delacroix ve onu izleyen öbür romantikler, daha önceki ressamlara kıyasla çok geniş bir palet kullanmışlardır. Önceki ressamlar bir resmi 5-6 adet farklı tüp boyasıyla tamamlarken Delakroix bir resimde 23 çeşit tüp boyası kullanmıştır. Renkte en büyük yenilik ve çeşitliliği izlenimciler’in getirdikleri söylenebilir. Özellikle Cezanne renklerini optik etkilere göre uyarlamıştır. Cezanne için ışık turuncu, gölge mavidir ve öbür tonların bunlar arasındaki renklere göre dizilmesi derinlik ve üç boyutluluk yaratır. Monet ise renkleri daha çok pasteller olarak kullanmış, aynı zamanda boya kalınlığıyla ışık etkisini ayarlamıştır. Monet, öbür izlenimciler gibi çoğunlukla renk çenberindeki birincil ve ikincil renklere yer vermiş, saf renklere parlaklık ve ışıklık elde etmiştir. Ayrıca aynı tonda karşıt renkleri yan yana kırık fırça vuruşlarıyla kullanarak, özellikle yen izlenimcilerin de amacı olan ışık titreşimlerini yaratmıya çalışmıştır. İzlenimcilerden Renoir ,gençliğinde porselen atölyesinde elde ettiği sır tekniğini resme uygulayarak derinlik sağlamıştır. İzlenimci renk kuramlarını en arı biçimde kullanan Yen-İzlenimciler siyah, kahve gibi tüm karışım renklerini paletlerinden atmışlar, rengin optik özelliklerini en üst düzeyde uygulamışlar, renk karışımlarını palette değil görsel olarak tuvalde yaratmaya çalışmışlardır. Örneğin , mavi ve kırmızıyı yan yana sürerek mor etkisi vermişlerdir. Van Gogh, rengin anlatımcı özelliklerini vurgulayarak siyah ve keskin renkleri birarada kullanmış, Gaugin’se yaşadığı pasifik çevresinden esinlenerek hazcı ve simgesel bir palete yönelmiştir. Resimdeki penbeler, turuncular, yeşil ve morlar, aralarındaki büyük beyaz lekelerle o zamana değin görülmemiş bir çarpıcılık sunar. İzlenimci geleneğin devamı olan Bonnard ise Fransız resminin özelliği olan nüans niteliğini en üst düzeyde gerçekleştirmiştir. Renklerine beyaz katarak renk içinde etkileri sağlamıştır. 20.yy’ın devrimci ressamlarından Fovistler’se çarpıcı keskin renklerle siyah tonları birarada uygulayarak Dışavurumcuların anlatımcı paletine yol açmışlardır. 20. yy’da doğal boyalarla eklenen sentetik boya türleri, örneğin titan beyazı ve ptolosiyanın türünde renkler modern sanatçının paletini çok genişletmiştir. 20. yy’da anlatımcı renk kullanımlarının yanı sıra, özellikle Op ve Minimanist Sanatçılarda olduğu gibi, rengin optik özelliklerine bağlı olarak etkiler yaratılmaya çalışıldığı söylenebilir. Renk kuramlarının sınıflandırdığı temel renklerin sayılı olmasına karşın, bunların karışımları, siyah, beyaz ve özellikle bugünkü sentetik boyalarla elde edilebilecek renkler sayıca sonsuzdur. Bu potansiyele , bir de renklerin asıl etkilerinin birbirleriyle olan görsel ilişkiyle elde edilen çeşitli etkiler eklenirse, renk dünyasının sonsuz bir evren olduğu ortaya çıkar.
RENGİN ETKİSİ
Bir renkli yüzeye baktığımız zaman iki tip etki ile karşılaşırız. İlki sadece fizik etkidir. Kısa süreli bir duyudur, derine inmez. Açık renkler fizik bakımından çok kuvvetle etkileyicidirler, acık ve sıcak renkler daha da tesirlidir. Koyu kırmızı alev gibi çeker ve tahrik eder, parlak limon sarısına göz güç dayanır, sonunda huzursuz olur. Ve dinlenmek için farketmeden maviyi yada yeşili arar. Renk faaliyetleri geliştikçe basit fizik aksiyonlarından daha derin ve daha güçlü bir başka aksiyon doğar. Renklerin duyular üzerindeki, uzun süre aynı şiddette devam etmezler. En çarpıcı renk dahi bir süre sonra gözü bıktırır, alıştırır. Ancak bu alışkanlık sonunda renk bilinçaltına nüfuz eder ve psişik etki yapar. Renk spikolojisi Fizik renk duyusundan çok daha karışık bir sisteme sahiptir. Psişik etki renklerin dış dünyanın bazı belirli olay ve objeleri ile birleştirilmesinden de doğar. Bu açıdan bakıldığında yalnız objelerle değil, aynı zamanda diğer duyularla da bir bağlantı yaratılması mümkündür. Bu daha çok kişinin duyarlık derecesine bağlıdır. İnsandaki değişik duyular arasında bir ortak titrleşim, bir yakın bağlantı vardır. Eğer işi bu açıdan görmeyi kabul ediyorsak görü olayını bütün duyular ile bağlamak mümkündür. Bazı renklerin bir sert, iğneli görünüşü vardır. Bazıları düz, perdahlı, kadifemsi olabilirler. Okşayıcı bir his verirler. (Koyu deniz mavisi, krom oksidi yeşili ve robbia kırmızısı böyledirler). Renklerde sıcak ve soğuk ayrımı da bu esasa dayanır. Bazı renkler yumuşak hissi verirler, bazıları, örneğin kobalt mavi daima sert bir görünüme sahiptir. Renk eğitimi süresi içinde ses ve müzik yoluyla renk bulma çalışması yapılması, tasarımcının kendine özgü renkleri yansıtabilmesi için geçerli yolların başında gelmektedir. Bütün sanatlar arasında sıkı bağlantı vardır. Bu bağlantı özellikle müzik ile resim arasında kuvvetlidir. Rengi sınırsız olarak yaymak mümkün değildir. Renk ile form arasında bir mutlak bağlantı vardır. Çünkü rengi formsuz düşünmek ve kendi başına, yalnız olarak anlamak imkansızdır. Renk ile form arasında bazen bir uzlaşma, bazen bir çağrışım ve bazen bir gerilim vardır. Biçim, “Form” da denir. Genel anlamıyla, bir nesnenin algılanan tüm maddi öğelerinin kendine özgü bir düzen oluşturan bütününe biçim denir. Bu dokunsal ve görsel öğeleri ve nitelikleri içerebileceği gibi, müzikte de seslerin belirli bir düzeni için kullanılır. Genellikle nesnenin iki boyutlu biçim özelliği Osmanlıca Şekil sözcüğüyle karşılanır. Nesnenin algılanabilirliği ve anlaşılabilirliği, onu oluşturan öğelerin ilişki düzeyine de bağımlı olduğu için; “ Biçim” sözcüğü bir düzen kavramını da içerebilir. Bu nedenle, yoğun ve belirgin bir düzen taşıyan sanatsal yaklaşımlar için “Biçimci” terimi kullanılır. Biçim sözcüğünün daha dar kapsamlı öteki kullanımıysa bir nesnenin mekan içindeki üç boyutlu uzantısını tanımlar ve nesnenin daha çok dokunsal, yüzeysel öğelerini, kütlesini ve genel siluetini anlatır. Biçim sözcüğünün bu anlatımı, genellikle klasik öğretilerde ağır basmakta ve nesnelerin kütle, yüzey, düzlem gibi daha nesnel, ölçülebilir, belirli ilkelere göre düzenlenebilir öğelerini içermektedir. Her ne kadar renk ton gibi öğeler geniş anlamda biçim özellikleriyseler de biçimci yaklaşımlarda bunlar daha öznel değerlendirmelere açık olduklarından, ikinci derecede kalırlar. Dünya sanatları ve sanat tarihi açısından Biçim’in ele alınışı incelendiğinde soyutlamaya kadar giden biçimci yaklaşımların genellikle yazılı kültürlerin gelişmiş olduğu, sanat ve biçim kavramlarını yazıya döküldüğü ortamlarda özellikle gelişmiş olduğu görülmektedir. Biçim’in öncelik taşıdığı sanatsal anlatımlarda salt algısal nitelikler ön plana çıkarılarak soyutlamaya yönelik uygulamaya yol açılabilir. Bu tür sanatsal yaklaşımlar genellikle metafizik arayışlar içerebilmektedir. Buna karşılık, nesnenin doğal, işlevsel ve semiolojik özellikleri üzerinde duran yaklaşımlarda içerik yada gerçekçilik öncelik kazanarak, biçim gerçeğe yada anlamsal amaca uygunluğu ölçüsünde işlenmektedir. Herhangi bir sanat anlatımında renk, ton gibi öğeler dahil, biçimsel öğelerin tümünün bir araya geliş biçimi üslubu oluştur.
NEYZEN TEVFİK
NE ARARSIN TANRI İLE ARAMDA, SEN KİMSİN Kİ ORUCUMU SORARSIN. HAKİKATEN GÖZÜN YOKSA HARAMDA, BAŞI AÇIĞA, NİYE TÜRBAN SORARSIN ?
RAKI ŞARAP İÇİYORSAM SANA NE! YOKSA SANA BİR ZARARIM, İÇERİM. İKİMİZ DE GELSEK KILDAN KÖPRÜYE, BEN DÜRÜSTSEM SARHOŞKEN DE GEÇERİM.
ESİR İKEN MÜMKÜN MÜDÜR İBADET? YATIP KALKIP ATATÜRK’E DUA ET, SENİN GİBİ DÜRZÜLERİN YÜZÜNDEN, DİNİNDEN DE SOĞUYACAK BU MİLLET.
İŞGALDEKİ HALİ SAKIN UNUTMA! ATATÜRK’E DİL UZATMA EDEPSİZ, SEN ANANDAN YİNE ÇIKARDIN AMA, BABAN KİMDİ BİLEMEZDİN ŞEREFSİZ ?
NEYZEN TEVFİK
14 January Işıklama TasarımıHERHANGİ BİR OYUNUN HAZIRLANMASINDA IŞIKLAMA TASARIMI AÇISINDAN BİLİNMESİ GEREKENLER
Işıklama tasarımının hazırlanışı aşamasında teknik bilginin yanı sıra kuramsal bilginin de olması gereklidir. Sahne sanatlarına ilişkin uygulamalarda, yönetmen, oyuncu, dramaturg, dekor tasarımcısı seçilmiş bir oyun hakkında tüm detayları nasıl araştırıyorsa,ışıklama tasarımcısının da en az onlar kadar- daha fazlası gerekiyor- bilgi ve vizyon sahibi olmalıdır. Bir ışıklama tasarımcısının, sahneye konulacak herhangi bir oyunda, ne şekilde uygulamada bulunacağını saptayabilmesi için, aşağıdaki konular hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir. Öncelikle oyun kavramı- gerçekçi, romantik, klasik, komik, vb.olup olmadığı öğrenilmelidir. Işıklamada l7 yy. dan "beri süregelen bir tekniğin uygulanması ( Komedyada parlak, tragedyada solgun ışık kullanılması gibi ) ya da çağdaş yorumlamayla ışık tasarımının ne şekilde yapılacağı saptanır. Oyun yazarının kitabında, oyun ışıklaması üzerine notları varsa, yazılı notların gerektirdiği biçimde uygulama yapılır. Olayın geçtiği mevsim, yıl, ay, g ü n, saat, hava Öğrenilir. Işık ve renkler yoluyla amaca ulaşılmaya çalışılır. Olayın konusu, çağı, geçtiği yer, oyunun üslubu öğrenilir, yukarıdaki gibi uygulama yapılır. Özel ışık gerektirip gerektirmediği araştırılır. Gerekiyor-sa, nelerin kullanılacağı saptanır. Ona göre gereken malzeme temin edilerek uygulama yapılır. Hareketin seyirci salonuna taşıp taşmadığı öğrenilir. Taşıyorsa gerekli düzenleme yapılır. Seyirci ışıklama yoluyla aksiyona katılacaksa, salondaki ve sahnedeki ışıklama sistemleri üzerinde gerekli düzenleme yapılır. OYUN IŞIKLAMASININ HAZIRLANMASI
Bir oyunun seçiminden, sahnelenmesine kadar birçok evreden geçmesi gerekmektedir. Genelde Devlet tiyatrolarında uygulanan hazırlık aşaması, diğer tiyatrolar için de bir örnek oluşturmaktadır. Bir tiyatroda, sahnelenecek herhangi oyun için önce seçici kurul eserin seçimini yapar. Eserin denetimi, dramaturgi çalışması yapıldıktan sonra, oyunun sahneleneceği tiyatro idaresince saptanan yönetmen, eserin içeriği hakkında gerekli araştırmayı, sahneye uyarlanış yöntemini, kimlerin oynayacağını saptar. Oyunculara ve teknik görevlilere oyunun ilk okuma provasının yer ve saatini bildirir.
Yönetmen, oyuncu ve teknik kadro ile, ilk günde oyunla ilgili, gereken tüm çalışma koşullarını saptarlar. Okuma provası yeterli süreyi bulursa, sahne provasına geçilir. Önceleri sadece mizansen çalışması şeklinde gelişen oyun, zamanla dekorlu, kostümlü, ışıklı, efektli teknik provaya dönüşür.
Oyun sahnelenmeye hasır hale gelince genel prova yapılır. Sonra ilk gösterim-Premier ve diğer günler.......
Bir ışıklama tasarımcısının görevi, oyun seçildikten sonra ilk okuma provasında, yönetmenin oyunu sahneye uyarlama yöntemini saptadıktan sonra başlar.
IŞIKLAMA GENEL PLANI, ÖZELLİK ÇİZELGESİ, REPLİK ÇİZELGESİ,
Halen, Türkiye’deki tiyatroların çoğunda ya metin üzerinde gerekli yerlerin işaretlenmesiyle ya da bir kağıt üzerine kısa notlar alınarak ışıklama düzeni hazırlanmaktadır. Burada, bilimsel şekilde tasarlanmış ışıklama düzeninin hazırlanmasını ele alacağız. Bir ışıklama tasarımcısı; yönetmen, dekor ve giysi tasarımcısı ile konuşup anlaşmaya vardıktan sonra, ışıklama genel planını, Özellik çizelgesini, replik çizelgesini hazırlar.
Işıklama Genel Planı 1.Sahne aydınlatma bölümleri Sahnede, oyunun özelliğine göre önde, arkada, üstte, sahne içinde, dekorun belli bölümünde genel aydınlatma, lokal aydın-latma vs. şeklinde olabilir. 2.Işıklandırma araç yerleri Salonda, yanlarda, önde, üstte, yanda, arkada, ortada, sahne içinde vs. olabilir. 3.Işıklandırma araç kod numaraları Işıklandırma araçları kodlanarak, hangi koddaki grubun hangi bölümü aydınlatacağı saptanır.
PLAN 1.Aydınlatma bölümleri, (Genelde; Sahne üzeri,Salon Ön Yan ve Arkaları) 2.Işıklama araç yerleri, (Sahne Üstü-Yan ve Arkalar) 3.Işıklama araçları kod numaraları. (1 den başlayarak )
Özellik Çizelgesi 1.Kanal Numarası Kaç kanallı makine kullanılıyorsa o belirlenir (örneğin 12-24-36 kanalı gibi). 2.Spotların bulunduğu bölüm Sahnede, salonda, sahne önünde, üstte vs. gibi. 3.Spotların cinsi Frensel, dışbükey, dizi ışık, Patt. 23, Patt. 814 tip vs. gibi. 4.Spotların gücü 250 W, 500 W, 1000 W. gibi. 5. Renkler Hangi spotun önüne hangi rengin konulacağının tespiti. 6.Aydınlatma alanı Sahnede, aşağı-orta, orta-üst, yukarı alanlar gibi.
Özellik çizelgesi, elle kumandalı aletlerin kumandasını düzenlemek için kullanılır. Uzaktan kumandalı, elektronik bilgisayarlı cihazlarda kendiliğinden program yapabilmeleri için basılı şeritler vardır. Oyun sahnelenmeden önce, cihaz programlanarak kullanıma hazır hale getirilir. Bu şeritlerde ayrıca “cue” özetleri hazırlanır. Hangi sayfada hangi hareketin yapılacağı, cue sırası, zamanı ve ışıklama derecesi belirtilir.
ÇİZELGE 1.Kanal numarası (1-12), 2.Spotların bulunduğu bölüm (sahne önünde), 3.Spotun cinsi (Patt. 23), 4.Spotun gücü (500 W.), 5.Renk (Mavi-Sarı), 6.Aydınlatma alanı (AO-O-YO), 7.Kanal yükü-eklenebilir (1 KW-2 KW).
Replik Çizelgesi
1.Repliğin başladığı durum, 2.Replik, 3.Replik sırasında kullanılan spotların numaraları, karartıcıların numaraları ve ışıklama dereceleri yazılır. Not: Replik, bir oyuncunun sözünü karşısındaki oyuncuya bırakmadan önceki son sözü ya da oyun sırasında karşıdaki oyuncunun sözüne gerekli cevabın verilmesidir.
ÇİZELGE
1.Durum-pozisyon (P), 2.Replik, 3.Spotlar-karartıcılar-ışıklama dereceleri.
( Reji defteri bölümünde replik çizelgesinin içeriği verilmektedir.
REJİ DEFTERİ Bilimsel anlamda DEU.GSF Sahne Sanatları bölümünde uygulanan biçimiyle ele alındığında: Işıklama plan ve çizelgelerinin dışında, oyunun reji akışını denetlemek, daha sonraki yıllarda, sahnelendiği dönemde nasıl uygulama yapıldığına ilişkin bilgiler edinmek için reji defterleri hazırlanır.
Aşağıda görüldüğü gibi, bir reji defterinde, iç ve dış aksiyon, hareket planları, teknik etmenler ve metine ait açıklamalar bulunmaktadır.
İç ve dış aksiyon bölümünde: genelde,yönetmenin yorumuna bağlı olarak saptanan que’lar belirtilir. Her que numaralandırılır. Böylece geriye dönüşlerde faklı uygulamaların yapılması önlenmiş olur.
Her aksiyonun karşısına gelecek şekilde, o sahneye ilişkin fotoğraflar ve buna ilintili olarak, çizilmiş olan hareket planlarında, özellikle oyuncunun giriş çıkışları, sahne üzerindeki yönelimleri, etkilediği,diğer oyuncuların hareketleri belirtilir. Bu planda fotoğrafa uygun dekor görüntüsünün planları bulunmaktadır. Altında da buna denk gelecek biçimde teknik plan bulunmaktadır. Teknik planda da, dekor ve diğer sahne üzerinde bulunması gereken teknik malzemeler de belirtilir (İşlevi olanlar ).
Teknik Etmenler bölümünde, o oyun için kullanılması gereken, ışık,efekt ve diğer görsel,işitsel cihazların kullanımına ait bilgiler bulunmaktadır, örnekte görüldüğü gibi, bütün sahne boyunca kullanılmış olan ışıklama cihazının, sahne üzerindeki aydınlatma dereceleri, bir sonraki sahnede değişmiştir.
Genelde, ışıklama cihazlarının preset bölümündeki değerler, ışık değişimi için verilir. Bu değerlerden ilk olanı, preset kontrol sıra numaraları, yanındaki değerler ise, ışıklama derecelerini ifade etmektedir. Tiyatroda, lineer tip potansiyometreler kullanıldığı ve ışıklama dereceleri de eşit aralıklarla yükseldiği için, maksimum değer, 220 volt karşılığı olarak 10 olarak belirlenmiş, ışık derecesinin ve gücün değişimi de bu derecenin alt sayıları olarak verilmiştir. Buradaki örnekte olduğu gibi iki adet ışıklama cihazı ya da daha fazlası oyundaki gereksinime göre kullanılabilir.
Yönetmenin uygulamasına bağlı olarak, genelde, iç ve dış aksiyon ve metinde fazla değişiklik olmamasına karşın, oyunun sahneleneceği mekanın teknik verilerine göre, teknik etmenler bölümünde verilen değerler değişecektir.
2000 li Yıllarda Işıklama Tasarımı Sorunları
Sahne sanatlari, kollektif bir butunluk icinde ele alinmaktadir. Oyun yazari, yonetmen ve oyuncu ucleminin, bir oyunun gorsel hale getirilmesi asamasinda, dekor, giysi, makyaj, ses, efekt ve isiklama gibi etmenlerin katkisi gerekmektedir. Sozu edilen tum kosullarin yerine getirilmesi icin, kollektif calisma gereklidir. Belirlenen teknik birimlerin her birinin, kendine ozgu çalisma ilkeleri vardır ve oyunun sahnelenmesinde, asama asama katkilari bulunur.
Cagdas uygulamalar ve teknolojinin bu yondeki gelisimi nedeniyle, Sahne Isiklamasi on plana çikmistir. Işiklama Tasariminin, oyunun gorsel hale getirilmesinde yadsinamaz derecede katkisi vardir.
Bu anlamda,teknik verilerin uygulanmasi; cagdas,bilimsel,estetik ve yorumcu kafa yapisinin olusumuyla saglanir. Gunumuz Turkiye’sinde isiklama tekniginin uygulanmasi-istisnalar haric-hala usta,cirak iliskisi icinde surdurulmektedir. Sahne ile teknik uygulamalarin basladigi donemden bugune,isiklama konusunda o gunlerde gecerli olan bilgileri edinmis olan ustalar, kendilerinden sonra gelenlere bildiklerini ogretmis, ardindan gelenler digerlerine ogretmis,sonrakiler digerlerine ogreterek bugunlere gelinmiştir. Dogaldir ki, bu uygulamada eksik olan yanlar bulunmaktadir.
Cagdas,bilimsel verilerin ortaya konulmasinda,ozellikle yurt disindan getirilen yayinlar ve malzemelerin kullanılması ile saglanmaya calisilmaktadir.Gereken bilgi ve malzemeler, ekonomik kosulları iyi olan ozel kuruluslarla birlikte,devlet kuruluslari tarafindan da zaman icerisinde getirtilerek kullanılmaya,ogretilmeye başlanilmistir. Yakin donemde bu konuda egitim veren Guzel Sanatlar Fakultelerinin,Sahne Sanatlari bolumlerinde de “Isiklama Tasarimi” egitimi verilerek,bilimsel dogruların gozetildigi ,2000 li yillarin Isiklama Tasarimi uygulamalari yapilmaktadir. Isiklama Tasariminin cok onemli oldugu,sanatla ilgili ilgisiz herkes tarafindan dile getirilmesine karsin, neden,nasil,ne oldugu konusunda cogunlugun bilgisi bulunmamaktadir.
Isiklama Tasarimi; gorselligi butunleyici,sahne sanatlarinin olmazsa olmaz,estetik, mantiksal dogrulari iceren,duygusal,karanliklari aydinlatan bir uygulama bicimidir.
İlkelden bu gune degin varolagelen tiyatro olgusu icinde, gerek aydinlatma karartma, gerekse renkler yoluyla estetik verileri ortaya cikarabilmek için, isiklamaya gereksinim vardir. Burada yapılan is, salt elektrik tekniginin uygulanması degil, teknikle birlikte estetigin de uygulandigi bir yapidir. Isiklama Tasarimi yapacak kisinin, cagdas kosullara ayak uydurabilmesi, teknik, kulturel, aktuel ve sosyal yonden yeterli kisi olmasi gerekmektedir.
Gorsel anlamda ele alindiginda, Isiklama Tasarimi teknik ve estetik yonden asagidaki konuları icerir:
3.Dekor; oyun ve yoruma gore uygun duzenleme ve gorsel begeniyi icerir. 4.Giysi; yoruma gore, oyunun sahneye konulus bicimine gore, duz ve renkli isiklarin kullanimiyla degerlendirilir. Isıklama tasarimini cagdaş boyutlariyla ele aldigimizda, su sonuclari goruruz. 1.Aydinlatma; elektrik ve teknik acidan sahne uzerindeki bir takım uygulamalari icerir. 2.Plastik Gorunum; sahnede isiklama tasarimi acisindan ele alinarak, ucuncu boyutun ortaya cıkarilmasi amacini tasir. 3.Gerceklik; zaman, yer ve kullanilan malzemenin belirlenmesiyle ortaya çikarilir. 4.Duygusal Olcu; renklerin kullanimiyla ortaya cikar. 5.Tasarim; Isiklama Tasariminin gercekci olarak degerlendirilmesini ifade eder.
Isiklama Tasarimı yapacak olan tasarımcı, asagiıda acıklanan konular hakkinda bilgi sahibi olursa, dogru ve gercege yakin olani bulur. Uygulamasinda yanlıslik ortaya cıkmaz.
1.Oyunun Kavrami; gercekci, romantik, klasik, komik, vb. olup olmadigi.
5.Hareketin Seyirci Salonuna Tasip Tasmadigi; seyirci, isiklama yoluyla aksiyona katılacaksa, isiklama alani yerlerinin belirlenmesi. Buyuklerin tiyatrosunda da, cocuk tiyatrosunda da renklerin kullaniminin onemli bir yeri bulunmaktadir. Renk tonlari acildıkca bellekte yumusaklik, incelik, sevecenlik duygulari egemen olur. Tonlar koyulastikca, duygularda daha bir katılık, karamsarlik yer etmeye baslar. Kirmizi; canlilik, heyecan verir. Bunun yani sira, kan, olum, yangin imgesi yaratir. Mavi; dinlendiricidir, ferahlık verir, dusundurur. Bunun yani sira, derinlik, aciklik, hayal imgesi verir. Yesil; acik tonda olursa dinlendirir, koyu tonda ise keder verir. Beyaz; yalniz basina sikinti verir, monotondur. Sari; nese verir, denge yaratir. Bunun yani sira, ilkbahar, genclik, yigitlik, korkaklik, yangin, hile, hastalık imgesi yaratir. Pembe; hayal imgesi yaratır. Menekse; soyluluk imgesi yaratir. Fiziksel yapiları geregi, mavi ve yesil renkler kan dolasimini zayiflatir. Kirmizi ve turuncu renkler ise, arttirir. Doga mavisi, insanı etkilemektedir. Kapalı havayi ifade eden koyu renkler, insani bunaltir. Kirmizi yuz, ates yukselmesini, öfkeyi belirtir. Mavi, sari, yesil yuz hastalik belirtisidir. Kirmizi gokyuzu, kasirga belirtisi olarak ele alinirken, mavi, sari, yesil gokyuzu acik hava belirtisi sayilmaktadir.
Tasarimsal surecte isiklama en son ele alinir. Ama teknik olarak, bir oyunun basarili olmasinda en onemli etmen olarak agirligini koyarak ortaya cikar.
Gorsel anlamda, Sahne sanatlari icinde farklı bir boyutta ele alinmasi gereken isiklama tasariminin, islevsel hale gelmesi icin, yukarida aciklanan kuramsal bilgilerin gerceklestirilmesi ve ayrıca sahne uygulaması aşamasında da teknik malzemelerin kullanilmasi gereklidir.
Genelde oyunlar,bir tarafta seyircinin bulundugu diger tarafta uc tarafi kapali, Italyan sahne denilen alanda, estetik butunluk icinde hareket eden oyuncular tarafindan sahnelenmektedir. Kapali mekanda sahnelenen oyunların gorsel hale getirilmesi icin,dogal olarak salon aydınlatilmasindan baska,yukarida aciklanan gerekceler dogrultusunda, sahnenin isiklaması gereksinimi vardir.
Sahnede,gercek anlamda isiklama tasarimi yapilabilmesi icin,Turkiye’de uretimi olmayan, genellikle yurt disindan getirtilmis spotlar,efekt cihazlari, kararticilar, vb. malzemeler kullanilmaktadir.Gerek resmi, gerek ozel herhangi bir tiyatro kurulusu icin bunların her biri, ekonomik acıdan onemli bir maliyet demektir.
Ortalama olarak,bir spot ampulunun fiyati 20-100 milyon arasinda,spotun fiyati 100 Milyon-2.5 Milyar arasında,Karartici 1.5-50 Milyar arasindadir.Sahnenin buyuklugu oraninda da farkli sayida malzeme kullanılmasi gerekmektedir.
Gunumuzde, herhangi bir tiyatro icin ilk kurulus asamasinda, sadece isiklama yapilabilmesi icin en az 10 Milyardan baslamak uzere, trilyonlara varan paraya gereksinim vardir. Gelir kaygisi tasiımayan Devlet Tiyatrolarının disinda, herhangi bir tiyatro icin, zorunlu gider olarak harcanmasi gerekli olan teknik malzemenin, para olarak geri donusumu, cok uzun yillari gerektirmektedir ve bu durum gunumuzde de gercek anlamda tiyatro yapmayi planlayan kisi ve kuruluslar icin, caydirici bir etken olarak ortaya cikmaktadir.
Tiyatro batiyor mu,geriliyor mu ya da tiyatro nereye gidiyor sorularinin kaynagini olusturan ve yuksek sesle tartısilmaya baslanilan sorularin ve alt yapisindan kaynaklanan gerekcelerden biri de; teknik acidan ortaya cikan maliyetler nedeniyle, sanatın devamliligi asamasinda da ilerlemenin olmamasıdır.
Gunumuzde,genel anlamda sanat anlayisinin degisiminden kaynaklanan yeniyi arama,uygulama olanaklarini arastirma eylemi, tiyatronun oyunculuk ve yazarlik gibi diger birimlerinin arastıracagi konularindan biridir. Ama en basta da bahsettigim gibi tiyatronun kollektif yapisindan kaynaklanan birliktelik nedeniyle, isiklama konusundaki kaygilarimin temelindeki dusunce, sahne,oyun,oyuncu,yazar,yonetmen,tasarimci,uygulatici,uygulayici gibi her bir birimin sorununu ortak paydada cozme gerekcesine dayanmaktadir.
Gunumuzde, koklu tiyatro kuruluslarinin hepsi icin en buyuk sorun olan teknik malzeme gereksinimi,kullanma zorunlulugu onlari kapanma noktasina getirmiştir.Gorsel sanatlara ilgi duyan herkesin, medyada takip ettigi,okudugu,gordugu gibi,bu sanata gonul veren sanatciların Devlet Sanatcisi unvani olan, yillarini tiyatroya vermis olan,degerli sanat adamlarinin, tiyatro yapmaya gücleri kalmamistir.
Ne yapmali.. Tiyatro, tiyatroyu kuramsal ve uygulama anlamında temelinden bilen kisi ve kuruluslarin eline birakilmali. Universitelerin ilgili bolumleri, sanat ve kultur adina, halkla butunluk icinde bulun-malı,sanatı sevdirici,egitici ve ögretici bir cizgi takip etmelidir.Milli Egitimle isbirligi yapilarak her yas grubundan genclige,sanat eylemi tanıtılmalı, yasatılarak sevdirilmelidir ki, gelecekte de tiyatro adına, bu gun yasadigimiz sorunlar ortaya cikmasin. Devletin, sanat kurumlarina mali katkisinin yani sira, teknik gereksinimleri icin kullanılacak cihazlarda uyguladigi vergi oranlari, dayanma sinirina cekilmeli. Devlet kurumlari ve belediyeler gibi diger kuruluslar uygun zamanlarda, bir araya gelerek cozum yollarini bulmak icin calismalar yapmalidır.
Mart2001 Ogr.Gor.Abdullah UYAN D.E.U.G.S.F.Sahne Sanatlari Bolumu
Özgeçmiş
Abdullah UYAN 1949 İzmit doğumlu, evli, iki çocuğu var. İlkokul, ortaokul ve teknik liseyi Ankara’da okudu. Y.T.Ö.O.Elektrik bölümünde okuyup ayrıldıktan sonra, Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi ; Sahne ve Görüntü Sanatları Tiyatro Bölümü, Sahne Tasarımı Ana Sanat Dalında Lisans ve Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Otuz yılı aşkın süredir gösteri sanatları ile ilgili çalışmalarına devam etmektedir Geçen süre içinde, Devlet Operası, Devlet Tiyatrosu, Kenterler, Kastelli Kültür ve Sanat Vakfı, Poyrazoğlu, U.S.G, Kabare Komik, İ.K.S.V. gibi topluluklarda : Ses, ışık, dekor tasarımı, koordinasyon, yönetmenlik ve idarecilik yaptı. Amerikan, Fransız, İngiliz, Çin, Ispanyol Tiyatro, Opera ve Bale topluluklarıyla çalıştı. Özel ve resmi kuruluşların düzenlediği gösterilerde, ışık ve ses efekti düzenlemeleri yaptı. Reklam filmleri, TV ve Sinemada da çalışmaları var. Yurt içi ve yurt dışı turnelere katıldı. “Tiyatroda Işıklamanın Plastik Anlatımdaki Yeri” adlı Lisans tezi, ”Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Eğitimi Uygulamalarının Başlangıçtan Bugüne Işıklama Tasarımları”adlı Yüksek Lisans tezi var. DEÜ.GSF, SDÜ.GSF ile Erzurum Atatürk Üniversitesi GSF’de okutulan ve ayrıca üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültelerinde okutulmak üzere yazdığı”Işıklama Tasarımı” ve baskıda “Gösteri Sanatlarında Işıklama tasarımı” adlı kitabı bulunmaktadır. Işıklama Tasarımı konusunda dergi ve gazetelerde yazıları yayınlanmıstır. D.E.Ü.G.S.F. Tiyatro Bölümünde 1989 yılından beri Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktadır.
DEVLET TİYATROSU
Murtaza IşıkDünyanın Düzeni Işık Aman Bana Bir Eğlence Işık Sığıntılar Işık Ademin Kaburga Kemiği Işık Güneş Çocukları Işık
DEVLET OPERASIÇeşmebaşı Işık İki Kişiye Bir Oda Işık Çoban Yıldızı Işık/EfektPolaria Ses /Efekt Heidi Ses /Efekt Şehrazat Ses /Efekt Cavalleria Rusticana Ses /Efekt Coppelia Ses /Efekt Yarasa Ses /Efekt Şehrazat Ses /Efekt Satılmış Nişanlı Ses /Efekt Lucia Ses /Efekt Çingene Baron Ses /Efekt Giselle Ses /Efekt Don Quichote Ses /Efekt Şen Dul Ses /Efekt La Boheme Ses /Efekt Rigoletto Ses /Efekt Tosca Ses /Efekt Çardaş Furstin Ses /Efekt Şen Dul Ses /Efekt Bahçesaray Çeşmesi Ses /Efekt Judith Ses /Efekt Eros Thanatos Ses /Efekt
GSF Kırık Testi Işık Bir Alman Masalı IşıkLysistrata Işık/Efekt Saatleri Ayarlama Enstitüsü Işık Eşek Arıları Işık Müfettiş Işık Shk.Geceleri Gündüzleri Işık Ay Işığında Şamata Işık Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım Işık Geceler ve Gündüzler Işık Martı Işık Hayvan Çiftliği Işık Ağır Roman Işık III.Richard Işık
GSF DRAMATİZASYON Ben Mustafa Kemalim Işık/Efekt/Organizasyon Mustafa Kemalin Aydınlığında Işık/Efekt/Organizasyon Kuşlar İzmir Üzerine Uçar Işık/Efekt/Organizasyon
ÖZELGeceye Selam Işık/İdareci Kastelli KSV.
Taziye Işık/Salihli Belediye tiyatrosu
Önce Söz Vardı Işık/Efekt/Tasarım/Assos Festivali
Şiir Dinletisi Işık/Tasarım/Yezdan Etüt Mrk. Mısır Prensi Işık/Tasarım/Yezdan Etüt Mrk.
Ademin Kaburga Kemiği Işık/Efekt/Tasarım/K.Yaka Gazi Lisesi
Uzaklar Işık/Efekt/Tasarım/K.Yaka M.Uygur.L. Ah Şu Gençler Işık/Efekt/Tasarım/K.Yaka M.Uygur.L.
Sevgi Şiirleri Dinleti Işık/Efekt/Tasarım/K.Yaka İletişim M.L
Sevgili Doktor Işık/Karşıyaka Kent Tiyatrosu
Nükte Işık/Kenterler Yatak Odaları Işık/Kenterler Vanya Dayı Işık/Kenterler Bir Garip Orhan Veli Işık/Efekt/Kenterler
Hababam Sınıfı Işık/USG
Perihan Abla Efekt/Kabare Komik
Newton Bilgisayardan Ne Anlar Işık/Efekt Tiyatroevi
Erkekler Tuvaleti Işık/Efekt Oyun Okulu
Çocuk Tiyatrosunda Işık Bildiri
2000li Yıllarda Işıklama Tasarımı Sorunları Bildiri
Işıklama Tasarımı Kitap Televizyonda Işıklama Tasarımı Tekst Sahne Efektleri Tekst
Cavalleria Rusticana Necdet Aydın Kitap Hazırlığı-Eskiz
Ses ve Işıkta Yeni Boyutlar Gösteri/Işık/Efekt/Tasarım/Metin
Erzurum Atatürk Üniversitesi GSF Işık/Efekt Ders
Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi GSF Işık/Efekt Ders
Timur Selçuk Resitali Işık Ahmet Tuğsuz/Yeni Bir Gün Başlıyor Işık Füsun Önal/Venüs Konseri Işık
Tiyatronline \İnternet Tiyatro Yazıları Genç Tiyatro\İnternet Tiyatro Yazıları
abduyan.turkiye2000.com Web Sayfası abduyan.s5.com Web Sayfası
2.Çocuk Şenliği Buca Belediyesi Organizasyon/Tasarım
8.Liselerarası Tiyatro Şenliği Karşıyaka Organizasyon/Tasarım
İzçaksed Gösterisi Işık/Efekt/Organizasyon
Çin Balesi Işık/Efekt Molisa Fenley/Amerika Balesi Işık İspanyol Balesi/İKSV Işık Fransız Balesi/Opera Işık
Uniroyal TV.reklam Terpaş TV.Reklam İş Bankası TV.Reklam Olbim Tv.Reklam
Karşıyaka Belediyesi Tiyatrosu Işık/Efekt Semineri Bornova Belediyesi Tiyatrosu Işık/Efekt Semineri
Denizli Festivali Organizasyon(GSF)
Denizli Festivali Işık/Efekt Semineri
Barış Aksavaş Tez Danışmanlığı Cenk Delice Tez Danışmanlığı Harun Öngören Tez Danışmanlığı Murat Yücel Tez Danışmanlığı Özlem Çınaroğlu Tez Danışmanlığı Deniz Erözen Tez Danışmanlığı Filiz Dinç Tez Danışmanlığı Hale Erözgen Tez Danışmanlığı Aslıhan Çalışkan Tez Danışmanlığı Tolga Talu Tez Danışmanlığı Emrah Abaka Tez Danışmanlığı
K.Yaka Lise Öğretmenleri.GSF/K.Yaka Belediyesi Kültür.Md.lüğü/ M.E.B.K.Yaka Şb. İşbirliği Tiyatro Eğitimi Semineri /Koordinasyon/Eğitim
OİSTAT / STD Işıklama tasarımı organizasyonu. Seminer. Konuşmacı
OyuncuO Y U N C U , Görsel sanatlar içinde tiyatronun ayrı bir yeri vardır. Herhangi bir oyunun sahnelenmesi aşamasında, oyuncunun sanatını hatasız, kesintisiz,yapıtla ilgili gerçeğe uygun olarak seyirciye sunması zorunludur. Bunu yaparken,sahnenin genel durumunu, atmosferini ele alarak yola koyulur. Oyun yazarının,yönetmenin göstermeleri doğrultusunda atmosferin ayrıntılarını inceler. Oyun aşamasında; oyundaki karakterlerin özelliklerini,birbirleriyle ilişkilerini ve yine oyunculuk açısından tempoyu,iç aksiyon olan ritmi araştırır, uygular. Sahne plastiği ve oyun düzeni açısından karakterlerin konumları ele alınarak, karakterlerin temel davranışlarındaki ayrıntılar incelenir. Bu kadar kapsamlı bir çalışmanın sonucunda doğrular bulunarak sahneye çıkarılan bir oyunda oyuncu ve seyirci karşı karşıya gelir. Oyuncu artık kendi bedeninin,kendi doğallığının sınırlarından çıkarak yepyeni bir kimliğe bürünmüş, canlandırdığı kişinin tutum ve davranışlarını sergilemeye başlamıştır.......... Eğer
EĞEREğer, herkes uysallığı kaybedip, seni suçladıkları zaman, sen soğukkanlı durabilirsen;Eğer, herkes senden şüphelendiği halde, onların bu şüphesini hoşgörü ile karşılayabilirsen;Eğer, bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan; yahut iftiraya uğrar da, iftira ile karşılık vermezsen; yahut sinsiliğe dayanır ve sen de sinsi olmazsan; ve aynı zamanda ne çok uysal olur, ne de çok ukalaca konuşmazsan;Eğer, düşünebildiğin halde, düşüncelerinin kölesi olmazsan;Eğer, hayal kurma gücün olduğu halde, hayallerinin kölesi olmazsan;Eğer, felaket ve mutlulukla yüzleşebilir ve bu iki sahtekarı aynı surette karşılayabilirsen,Eğer, gerçek olan sözlerin, fesatçıların, bahtsızları oyalayacak bir tuzak haline getirilmesine göz yumabilirsen; yahut hayatını bağladığın şeylerin yıkılışını seyredebilir ve eğilip kırık aletlerle onu yeniden kurabilirsen;Eğer, bütün kazançlarını bir hamlede şansın kucağına atıp kurban edebilir ve sonra yeni baştan karşılayabilirsen; ve yitirdiğinden ötürü hiç dert yanmazsan;Eğer, iş işten geçtikten sonra kalbini, sinirlerini ve vücudunu yeniden çalışmaya seferber edebilir, idealine ulaşmaya çalışabilirsen ve sana “dayan” diyen iradenden başka hiçbir şey kalmadığı zaman, dişini sıkmasını bilirsen;Eğer, halkla konuştuğun halde faziletlerini tutabilirsen, yahut krallarla dolaştığın halde gururlanıp benliğini yitirmezsen;Eğer, ne sevdiğin insanların, ne de düşmanlarının sözleri seni incitmezse;Eğer, herkesi sayabilir, ama kimseye sıkı bağlanmamayı bilirsen;Eğer, her dakikanın altmış saniyesini doldurabiliyorsan;İşte o zaman dünya da, içindeki herşey de senindir, üstelik daha çoğu...Sen o zaman bir “adam”sın oğlum.RUDYARD KIPLINGAU AU.Önce
Önce ışık vardı, Doğdu,büyüdü,parladı. Ve renkler, Etkisiyle dünyamızı kapladı. Çığ oldu,büyüdü. Ve bizleri,gerçekle,düşler alemine sürükledi... Onları gerçek yaşamdan alıp,sahne boyutuna taşıdık. Işık ve renklerde sevgiyi,umudu,karamsarlığı, neşeyi,hüznü,hastalığı,sağlığı,ölümü,barışı gördük.. Abdullah UYANİzmir 1995 |
|
|